Melis Danişmend: Müzisyen ve Gazeteci

Melis Danişmend

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Kısaca, yazı yazıyorum ve şarkı söylüyorum. Hayatta en çok yapmak istediğim iki iş (bile değil aşk denmeli) ile meşgulüm. Yapı olarak zaten “şikayet etme” kolaycılığından hiç hoşlanmam ama bir yandan da istediğim işleri yaparak ayakta kalabildiğim için işlerimle ilgili -tüm zorluklarına rağmen- mümkün mertebe söylenmeden yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. Daha teknik bir açıklama yapmam gerekirse, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunuyum. 20 yıldır aralarında Radikal, Rolling Stone, Sabah, InStyle gibi gazete/dergilerin olduğu mecralarda muhabir, editör, yazı işleri müdürü olarak çalıştım. Bir yandan müzik yolculuğum devam etti. üçnoktabir adlı grubumla uzun yıllar müzik yapıp bir de albüm yayınladıktan sonra solo olarak yoluma devam ettim ve üç albüm yayınladım. Konser vermeye, yazı yazmaya devam ediyorum.

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Tam bilinçli sayılmasam da çocukluğumdan beri. O zamanlar, “Topluluklara seslenmek, onlara bir şeyler anlatmak istiyorum” diye ifade ettiğim şeyin aslında şarkı söylemek ve yazı yazmak olduğunu daha bilinçli şekilde üniversite dönemi ve sonrasında anladım.

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Çocukken yazlıkta limonata yapıp satmayı saymazsak, 18 yaşında Türkiye’nin ilk oyuncak firmalarından biri olan Intertoy’da medya departmanında asistan olarak işe başlamamı sayabilirim.

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Tek cevap vermekte zorlanıyorum. Aylak Adam (Yusuf Atılgan), The Catcher in the Rye (J.D. Salinger), Momo (Michael Ende) ve Yabancı (Albert Camus) ilk aklıma gelenler. Eğer bu kadar popüler bir hale gelip cılkı çıkarılmasaydı yıllar önce okuduğum Kürk Mantolu Madonna’yı da (Sabahattin Ali) sayabilirdim. Ortak özellikleri beni uzun uzun düşünmeye sevk etmeleri ve başka bir dünyaya götürmeleri.

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Saatler değil de daha çok konum önemli oluyor benim için. Mesela akşam üstü güneş batarken sakin bir deniz kıyısı en çok tercih edeceğim an olabilir. Ya da bir yolculuk sırasında her şeyden uzaklaşmak için kitaba sarılmak.

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Akşam üstü ve akşam saatleri. Güneş ışığının daha turuncu-sarı olduğu zamanlar özellikle. Ama bir söz, melodi ya da parlak bir fikir daima uykuya dalmadan ya da sabaha karşı yarı uyur-uyanıkken aklıma gelir.

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

En büyük motivasyon kaynağım, düşünmektir. Enine boyuna düşünür düşünür düşünürüm. Sonra en güvendiğim aile bireylerinden ya da dostlarımdan akıl alırım. Sonra da ya şarkı ya yazı yazarım ya da dostlarımla bira içip uzun uzun konuşurum.

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Öfke ya da üzüntü hissi üretim konusundaki en büyük ateşleyiciler. Yani aslında olumsuzluklar, baskılar benim harekete geçmeme yardımcı oluyor. İronik bir tarafı var bu durumun. İçime kapandığım bir süre olsa bile sonunda o dönemden yeni fikirler çıkartarak yoluma devam ediyorum.

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Espriye vurmak ilk yöntemim, hatta karakterimin bir parçası. Zorlukları mizahla yenmek bana göre hayatta başvurabileceğiniz en ‘ucuz’ yöntem. Sonra da herkesin bunları yaşadığını ve bu yollardan geçtiğini anlamak. Hiçbirimiz birbirimizden farklı bir yolda ilerlemiyoruz. Çektiğimiz acılar ve zorluklar aslında temelde hep aynı.

Bir müzik grubunda olsaydınız grubunuzun adı ne olurdu?

Oldum ve adı üçnoktabir’di :)

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Beni heyecanlandıran bir iş ya da insan.

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Kesinlikle. Ben bir işe odaklanmam gereken zamanlarda müzik dinleyemeyenlerdenim. Kafam daima müziğe gittiği için. Ama serbest bir yazı yazarken müzik mutlaka açık olur çünkü bana ilham verir.

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Üçü de farklı biçimlerde heyecan verici olsa da fikri bulma anı eşsiz. Beni çocuk gibi heyecanlandıran, hafifleten, umutlarımı ve çalışma isteğimi artıran bir zaman dilimi. Yapım süreçleri genelde sancılı olur, oradan oraya yuvarlanırsınız. O yüzden o zamanlarda heyecandan ziyade göreve odaklanmak ve onu en iyi şekilde yerine getirmek öncelikli oluyor bende, heyecandan ziyade. Ve son noktaya varışı da heyecandan ziyade mutluluk ve coşku olarak adlandırıyorum. İlk albümüm Daha Az Renk’in tüm yapım aşamasını üstlenmiştim. Plak şirketinden, “Albümlerin hazır, fabrikadan çıkmış, Unkapanı Çarşısı’na teslim edilmiş” haberi geldiğinde neredeyse uçarak oraya gitmiş, kamyondan kolileri indiren adamlara koşup kolilerden birini alıp ona sarılmış ve, “Bunlar benim albümlerim!” diye neşeyle bağırmıştım :) Adamların bana nasıl bakmış olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

Yaşadıklarım ve onlardan bana kalan tortu.

Bir parfüm harmanlasaydınız içerisine neler eklerdiniz?

Her zaman çiçek ve pudra.

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

İyi bir ışık, ferah bir manzara.

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Düşünce dünyasında kalıplar ve köşeler olmayan, çok iyi gözlem yapan, iyi espriden anlayan, kendini net ve derinlikli ifade eden çalışkan insanlar.

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Geçmişe ait, asla atmayacağım, anısı olan her şey.

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Ailemin kadınlarına. Güçlü, kendi başına ayakta duran, disiplinli ve ilkeli kadınlar oldukları için. Bir de başarıyı tırnaklarıyla kazıya kazıya elde eden insanlara.

Yaşadığınız en saf şey (bir an, bir hatıra) neydi?

Mini mini iki yeğenim var ve birlikte güldüğümüz, konuştuğumuz ya da onları kokladığım her an bana inanılmaz saf geliyor. Bir de gerçekten iyi niyetli insanlarla karşılaşmak artık çok zor olduğundan bazen Anadolu turnelerinde bir araya geldiğim insanlar bana hayatın bildiğimizin ötesinde iyiliklere gebe olduğunu gösteriyor.

En sevdiğiniz ‘alıntı’ nedir?

Alıntıları hep unuturum, aklımda kalmaz. Belki “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” olabilir :)

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Kolay kolay gurur duyduğumu söyleyemem ama yaptığım birkaç röportaj ve verdiğim birkaç konser hoşuma gidiyor.

Süper gücünüz nedir?

Bu ülkede dürüst olmak.

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Hiçbir şeyi. Öyle daha güzel değil mi?

En minnettar olduğunuz şey nedir?

Sağlığım, beni en iyi okullardan daha iyi yetiştirmiş olduğuna inandığım ailem ve dostlarımın kolları.

Hayatınızın sloganı nedir?

Her şey normal.

En iyi tavsiyeniz nedir?

“Sakin ol çünkü geçecek.”

İlgili Bağlantılar: twitter / facebook / instagram

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,