Erhan Karaca: Yönetmen, Fotoğrafçı, Müzisyen

Erhan Karaca

Kariyer yolculuğunuzu lütfen kısaca açıklayabilir misiniz?

Öncelikle merhaba. Lise yıllarımda gitar çalarak başladığım müzisyenlik maceram, lise son gibi davulcu olmamla değişti. Radyo, Televizyon ve Sinema öğrencisi olarak eğitimime devam ederken bir yandan konserlere çıkmaya başladım. Müziğe gittikçe ağırlık vermeye başladım ve okuldan 2. veya 3. senemde uzaklaşmaya başladım. Davulcu olarak o yıllarda yurtiçi ve yurtdışında pek çok konser verdim, albüm kaydettim. Sonrasında öğretmen oldum çeşitli kurslarda ve özel okullarda görev aldım. ABD’deki Dünyanın En Hızlı Davulcusu yarışmasına katıldım. En hızlı 10 davulcudan biri oldum. Bu sırada tabii ki davulcu olarak yurtdışından gruplarla çalışmaya başladım. İspanya’dan, Almanya’dan ve en son Norveç’ten bir grupla çalışarak 2018 sonuna kadar toplam 22 ülkede turneler yapmış oldum. Tabi bu kadar gezerken elimdeki Canon 5D Mark 2 kameramla fotoğraflar çekmeye başladım. Daha sonra video içerik üretmeye ve giderek markalardan teklif almaya başladım. Sonuç olarak da şuan sadece bu işe odaklanmış durumdayım. Kısa film projelerim var, aynı zamanda tabii ki müzik yapmaya, özel ders vermeye devam ediyorum. Ama hayallerimden biri olan reklam yönetmenliği ve film yönetmenliği gibi işlere kapı aralamış oldum.

Şu an yaptığınız meslekte çalışmak istediğinizi ne zaman ve nasıl keşfettiniz?

Her gün yeni bir neden keşfediyorum. Aynı zamanda neyi istediğimi ve neyi istemediğimi keşfediyorum. Neden şu an bu işi yaptığımı düşünüyorum. Meslekten öte bir şeyler yaratarak kendini ifade etme fikri lise yıllarımdan itibaren bir varoluş mücadelesine dönüştü.

İlk işinizi yaptığınızda kaç yaşındaydınız?

Müzisyen olarak cevaplarsam 20 yaşımda ilk konserime çıktım. Video ve fotoğraf olarak da oldukça geç. Sanırım 26-27 yaşımda. Gerçek anlamda ilk iş dersek sigortalı olarak 18 yaşımdayken Schlotzsky’s Deli restoranında çalıştım servis elemanı olarak.

Üzerinizde en çok etki yaratan kitap hangisidir? Neden?

Arthur Schopenhauer’in yazıları, felsefesi beni etkilemiştir.

Okumak için genellikle günün hangi saatlerini tercih edersiniz?

Büyük ölçüde öğleden sonra ve gece. Özellikle 16:00 veya 22:00 civarı.

Gün içinde en yaratıcı ve üretken zamanınız hangisidir?

Kesinlikle gündüz saatleri. Mümkünse 07:00 – 08:00 civarında. Sessizlik, temiz hava, taze bir beyin ve tabii ki kahve!

İşlerin yolunda gitmediği zamanlarda en büyük motivasyon kaynağınız nedir ve üstesinden gelmek için ne yaparsınız?

Hiçbir zaman tek bir şeye bağlı kalmıyorum. Bir taraf yolunda gitmezse başka taraf yolunda gidiyor ve bir şekilde birbirini dengeliyor.

Kariyerinizde en büyük baskıyı hissettiğiniz dönemler üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı nasıl etkiledi?

Bilgisiz bir yönetici ile çalıştığım zamanlar. Fikir veren yöneticiden çok hayır diyen kişilerle çalışmak oldukça zorlu bir sürece yol açıyor. Her fikir ürettiğinizde ve bu kişiye gittiğinizde söyleyeceği hayır cevabına karşılık ikinci bir açıklamayı da cepte bulundurmanız gerekiyor. Bu da aşırı yorucu.

Zorlandığınızı hissettiğiniz bir işle karşılaştığınızda, durumu zihninizde -basitleştirmek- aşmak için kullandığınız bir yöntem var mıdır?

Ara vermek. Ortam değiştirmek. Başka bir şeyle ilgilenmek.

Yorucu bir günün ertesi sabahında yataktan kalkmanızı sağlayan şey nedir?

Kahve :) Cidden bazı geceler sabah olsa da kahve içsem dediğim oluyor.

Çalışırken müzik dinlemenin duyguyu-odağı isteğiniz dışında olmaması gereken farklı yerlere götürebileceği söylenir. Bu fikre katılıyor musunuz?

Yaptığım işe bağlı. Düşünmeye ve fikir üretmeye gerek duymadığım işlerde müzik olduğunda daha hızlı yaptığımı farkettim. Ama düşünmem gerekiyorsa örneğin bilgisayarda kurgu yapmak, kitap okumak gibi o zaman müzik olunca dikkatim dağılıyor. Tabi ben müzisyenim bir yandan bunun da etkisi olmalı.

Bir işin en heyecan duyduğunuz aşaması hangisidir? (Fikri bulduğunuz an, yapım süreci, tamamlandığı an.)

Fikri bulduğum ve ilk çalışmaya koyulduğum an. Hayallerimin en üst noktası. Hiçbir engel karşıma çıkmadan ve tamamen temiz bir sayfanın olduğu an.

Üretkenliğinizi-yaratıcılığınızı en çok geliştiren deneyimleriniz nelerdir?

İnsanlar. Konuşmak, izlemek, gözlemlemek, dinlemek.

Bir parfüm harmanlasaydınız içerisine neler eklerdiniz?

Kesinlikle vanilya. Belki kahve.

Çalışma ortamınızda “kesinlikle olmalı” dediğiniz şey nedir?

Kahve. Kitaplar. Koltuk. Bilgisayarım. Köpeğim :)

“Yaratıcı kişi” tanımınız nedir?

Fikir üreten ve bu fikrin çalışmasını sağlayan kişi. Aynı kişi de olmayabilir ancak fikrin çalışmasını sağlayacak kişileri de bulabilir ve bunu gerçekleştirebilir.

En sevdiğiniz eşyanız nedir?

Kameralarım. Yatağım :) Bilgisayarım.

Hayatta en çok kime hayranlık duyarsınız? Neden?

Çok farklı alanlarda çok kimselere hayranlık duydum. Bana ilham veren, fikrimi dolaylı da olsa bir üst seviyeye taşımamı sağlayan, bana daha fazlasını yapmam için destek veren herkese, her şeye hayranlık duyarım. Bu bir kitap da olabilir, bir arkadaşım da veya idol olarak gördüğüm bir kişi de.

Yaşadığınız en saf şey (bir an, bir hatıra) neydi?

7 yaşımdayken yaşadığım anne kaybı. Yaşadığım panik ataklar. Hem gerçek, hem gerçek dışı.

En sevdiğiniz alıntı nedir?

“Hope comes in many forms.”

Şu ana kadar gerçekleştirdiğiniz işler içerisinde en gurur duyduğunuz hangisidir?

Kadıköy Belediyesi’nin de kullandığı çalışmam. “Görmek için Yaklaşmalısın” adlı video. Müzisyen olarak Norveçli grup Kraanium’la yaptığım işler, albüm kaydı ve turneler.

Süper gücünüz nedir?

Saplantı. Hırs.

Kariyerinizin başlangıcına dönebilseydiniz en çok neyi bilmeyi isterdiniz?

Coronayı :) Kişisel gelişim anlamında bir cevap bekleniyorsa tabi o zaman cevabım kimlerle görüşmem gerektiğini bilmek isterdim.

En minnettar olduğunuz şey nedir?

Şu an sağlıklı düşünebiliyor olmak.

Hayatınızın sloganı nedir?

Yaratıcılık kaka yapmak gibidir. Ne zaman geleceğini kestiremezsin ama geldiğinde ortaya çıkarman gerekir.

En iyi tavsiyeniz nedir?

Hayal kur.

İlgili Bağlantılar: ikincigoz.com / Instagram / Youtube / Vimeo

Sosyal Medyada Paylaş



Etiketler: , , , , , , , , , ,